E-Okul Lise-e-okul veli girişi nasıl yapılır?

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 30-11-2009

e-okul ve Veli Bilgilendirme Sistemi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilk defa ilköğretim okullarında 25 Ocak 2008 tarihinde saat 11:30 da velilerin kullanımına açılan e-Okul, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 05/11/2008 tarih ve 19638 sayılı genelgesi ile orta öğretim kurumlarında da Veli Bilgilendirme Sistemi sayesinde artık veliler çocuklarıyla ilgili bilgileri e-okul kapsamında Veli Bilgilendirme Sistemi üzerinden yapabilecekler Bu bilgilendirme sayesinde çocuklarının :
Duyurular
Devamsızlık Bilgisi
Not Bilgisi
Haftalık Ders Programı
Sınav Tarihleri
Öğrencinin Aldığı Belgeler
Öğrencinin Okuduğu Kitaplar
Öğrenci Davranış Notları
gibi bilgilerine ulaşabilirler
Bu yöntemle veli bu bilgilere ulaşabilecek ve çocuğunun eksik olduğu yönleri görüp öğretmenle iş birliği içinde düzeltme yoluna gidecektir Bu da hem öğretmen hem de veli için öğrencinin üzerinde oldukça olumlu adımların atılmasını sağlayacaktır
e-okul veli girişi nasıl yapılır?
Veli girişi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın resmi sitesinden yapılmaktadır

ÜSTTEKİ LİNKLERE TIKLAYABİLRSİNİZ

Devamini oku

OKUL NEDİR

Yazar by | Posted in OKUL | Posted on 30-11-2009

İnsanların özellikle de çocukların eğitilmek amacıyla toplandıkları yerdir. Okul sözcüğü genellikle ilk ve ortaöğretimi kapsar. Ama ABD, Kanada ve Türkiye gibi bazı ülkelerde kolej ya da üniversite düzeyindeki yükseköğretim kurumları da okul kapsamına girer. Birçok ülkede, belirli bir süre için tüm çocukların yararlanabildiği, devlet desteğinde okullar vardır. Ama eğitim sistemlerinde ül­keden ülkeye büyük farklar gözlenmektedir. Bazı ülkelerde zorunlu öğrenim için belli bir yaş sınırı konmuştur. ABD’de çocuklar, deği­şik eyaletlerin yasalarına göre 15-18 yaşına kadar okula devam etmek zorundadır. Avru­pa’da bu yaş 15-16 arasında değişir. Ülkemiz­de temel eğitim 7-14 yaş arasındadır. Dünya­nın bazı yoksul ülkelerinde parasız ya da devlet desteğinde açılan okullarda okuma yazma ve basit aritmetikten başka pek bir şey öğretilmez. Bazı azgelişmiş ülkelerde ise okula gitme zorunluluğu yoktur. Ayrıca, pa­rasız eğitim olanağının sağlanmadığı ülkeler de bulunmaktadır.

MsxLabs & TemelBritannica

Devamini oku

Rehberlik

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 25-11-2009

Rehberlik
Eğitim öğretim sürecinde ihtiyaç duyacağınız sınıf yönetimi, öğrenci davranışları ve benzeri pek çok konuda derlediğimiz bilgilere ulaşabileceğiniz bir rehberlik sayfası hazırladık. Sizlerden gelen istekler doğrultusunda şekillenecek ve gelişecek olan sayfalarımızda, konularında uzman rehber öğretmenler ve Internet’te uzman kişiler tarafından hazırlanmış yazılar yer alacaktır.

Verimli Ders Çalışma
Okuldaki başarı ya da başarısızlık öğrencinin tüm kişiliğinin bir değerlendirilmesi değildir, sadece belirli bir zaman aralığında öğrenmiş olduğu bilgilerin bir sonucu ya da ürünü niteliğindedir. Öğrencilerin okul başarılarının düşük olmasının önemli nedenlerinden birisi de verimli ders çalışma yollarını bilmemeleri ya da bu konuda yanlış alışkanlıklara sahip olmalarıdır. Verimli çalışma alışkanlığı, erken yaşlarda kazanılan ve bireyin tüm yaşamdaki başarısını etkileyen bir süreçtir.
“Hiç kuşkusuz başarılı olabilmek için öncelikle başarıyı istemek gerekir, nedeniniz yoksa hedefiniz de yoktur…

Devamini oku

Çocuğun Eğitiminde Anne-Baba Katılımı İçin Öneriler

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 25-11-2009

Sevgili Anne Babalar;
Yapılan birçok bilimsel araştırma eğitimde aile katılımının önemini destekleyen kanıtlar elde etmişlerdir. Bilim adamları eğitimde aile katılımının çocuğun okul başarısını etkileyen çok önemli bir faktör olduğu konusunda görüş birliği içindedirler.

* Çocuğunuz, güçlü yanlarını ve olumlu özelliklerini farkedip, ona bundan gurur duyduğunuzu hissettirin.
* Çocuğunuzun güçlü yanlarını, yeteneklerini ve ilgilerini öğretmeniyle paylaşın.
* Çocuğunuzdan ne beklediğinizi ve geleceği hakkındaki düşüncelerinizi onunla konuşun.
* Aileler ve öğretmenler için düzenlenen bilgi edinebileceğiniz konferanslara katılmak için çabalayın.
* Okulun kural ve beklentilerini evde pekiştirin. Ancak çocuktan gelen tepkilere duyarlı olun. Zaman zaman bu beklenti ve kuralların ona ağır gelebileceğini unutmayınız.
* Çocuğunuzla ilgili sorularınız ya da paylaşmak istediğiniz bilgiler hakkında öğretmen ve yöneticilerle görüşün.
* Sınıf ve / veya okul gazetesini okuyun. Gazetenin oluşturulma sürecine katkıda bulunmaya çalışın.
* Aile kültürünüzü, değerlerinizi ve anne-babalık deneyimlerinizi çocuğunuzun okuluyla paylaşın.
* Çocuğunuzun arkadaşlarıyla ve onların aileleriyle tanışın.
* Çocuğunuzun sağlık kayıtlarının, resimlerinin, okul etkinliklerinin, vb. olduğu bir dosya oluşturun.
* Çocuğunuzla okul günü, ev ödevleri, arkadaş ilişkileri hakkında konuşun.
* Çocuğunuzun okulda farklı alanlardaki güçlü ve zayıf yönlerini öğrenin. Gerekli desteğin sağlanması için rehber öğretmen/okul psikologu iletişim kurun.
* Kendi ilgilerinizi, hobilerinizi ve yeteneklerinizi çocuğunuzla paylaşın.
* Çocuğunuz izlediği çizgi filmleri onunla birlikte izlemeye çalışın. Filmde gördükleri hakkında onun düşünce ve duygularını dinleyin. Anlamadığı ya da tanımadığı şeyler hakkında onu bilgilendirin. (Unutmayın! bu yöntem çocuğu televizyonun istenmeyen etkilerinden korumak için etkili bir yoldur).
* Kütüphane, hayvanat bahçesi müze ya da parklara gidin, bunlar eğlenceli öğretici deneyimlerdir.
* Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşarak, çocuğunuzla oynayabileceğiniz ve yapabileceğiniz oyunları etkinlikleri öğrenmeye çalışın, evde yaratıcı ev oyunları ve aktiviteleri oluşturmak konusunda yardım isteyin.
* Okul yararına kermes, sergi vb. organizasyonların düzenlenmesine yardımcı olun ve böyle etkinliklere katılmaya çalışın.

Devamini oku

NUSAYBİN YATILI BÖLGE İLKÖĞRETİM OKULU

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 25-11-2009

Merhaba, öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?
Merhaba, ben Nusaybin Yatılı İlköğretim Bölge Okulu Müdürü 03.02.1950 yılında Midyat ilçesine bağlı Kutlu Bey Köyünde doğdum. İlköğrenimini Kutlu Bey ve Nusaybin İlçesinden bitirdikten sonra, sınavını kazandığım Diyarbakır Merkez İlk Öğretmen Okulunda tamamlayarak 1968 yılında Nusaybin ilçesine bağlı Doğanlı köyünde sınıf öğretmeni olarak göreve başladım. Daha sonra Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsünü (3yıl) bitirerek Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak göreve devam ettim. 1984 yılından beri Nusaybin yatılı İlköğretim Bölge Okulu Müdürü olarak görev yapmaktayım.

Okulunuzu kısaca tanıyabilir miyiz? (Kaç yıllık bir okul? Kaç öğretmen ve öğrencisi var? Yatılı bölümü ne zaman açıldı? Yatılı kalan kaç öğrenciniz var? Teknolojik imkan ve imkansızlıklarınız nelerdir? Okulunuzda yatılı olmak için öğrenci seçimini nasıl yapıyorsunuz?)
Nusaybin Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nun yapımına, 1976 yılı Devlet Yatırım Programı çerçevesinde başlanıldı. Okul arsası 66.500 metrekare olup, Nusaybin İlçesine Bağlı Çatalözü Köyünün sahipleri “Hamidi” aileleri, bu arsanın üzerine yatılı ilköğretim bölge okulu yapılmak üzere devlete hibe etmişlerdir. 15 Ekim 1984 yılında eğitim öğretime açılan 8 yıllık Nusaybin Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda Mart 2005 tarihi itibariyle 32 öğretmen, 625’i yatılı ve 80’i gündüzlü olmak üzere toplam 705 öğrenci eğitim görmektedir. Okulumuzun 1 adet bilgisayar laboratuarı vardır. Okulumuza alınan yatılı öğrenciler ise okulu bulunmayan ya da güvenlik nedeniyle, okulu kapalı bulunan köy ve mezraların kırsalından gelen ilköğretim çağındaki çocuklardır.

Kaç yıldır bu bölgede yaşıyorsunuz? Bize biraz okulunuzun bulunduğu bölgeyi anlatır mısınız? Nusaybin ilçesine bağlı Çatalözü köyünden olup, bu bölgenin çocuğuyum. 1984 Haziran ayında bu okula Müdür olarak atandım. 15 Ekim 1984 yılında ise okulu eğitim öğretime açtım. Nusaybin Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, Nusaybin ilçesine bağlı Çatalözü köyünün sınırları içerisine kurulmuş Çağ Hidro Elektrik santralinin sulama kanalı bitişiğinde olup oldukça tarıma elverişli bir alan üzerinde kurulmuştur. Okulumuzun 5000 adet çam ve 480 adet zeytin ağacı mevcuttur.

Okulunuzda öğrenim gören öğrenciler nerelerden geliyor?
Okulumuzda öğretim gören öğrenciler Nusaybin, Midyat ve İdil ilçesinin komşu kırsalından gelmektedirler.

Yatılı öğrencilere sunulan imkanlar nelerdir?
Yatılı öğrencilerin yemek, barınma ve her türlü eğitim-öğretim çalışmaları devlet tarafından karşılanmaktadır.

Yatılı öğrenim gören öğrenciler, gündüzlü öğrenim gören öğrencilere göre ne gibi davranışsal ve duygusal farklılıklar göstermektedir?
Yatılı öğrenciler gündüzlü öğrencilere oranla her alanda daha başarılı olmaktadırlar. Küçük yaşlarda kendi başlarına iş görebilme, düzenli beslenme saatleri, uyku düzeni, etüt çalışmaları gibi hepsi belirli bir program dahilinde yapıldığından çocukta planlama, paylaşma, başkalarının sırasına itaat etme duygusunu geliştirir.

Yönetici / öğretmen olarak okulunuza getirdiğiniz yenilikler nelerdir? Ya da eğer planladığınız şeyler var ve gerçekleştiremediyseniz bunların nedenlerinden bahseder misiniz?
Okulumuzun ısınma sorununa kesin bir çözüm getirmek üzere Nusaybin ilçesinin sınırları içerisinde çıkan doğalgaz okulumuza getirilerek kalorifer ve yemek kuzinesinin doğalgazla çalışmasını sağladık. Okul bahçesine 5000 çam ağacı ve 480 zeytin ağacı dikerek okul alanını yeşillendirdik. Okulun içme suyu sorununa kesin bir çözüm getirerek bir adet artezyen su kuyusu kazandırdık. Elektrik sorununu gidermek üzere jeneratörler aldık. Planlayıp başaramadığımız şey ise okulumuzu kapalı bir spor salonuna kavuşturamamaktır. 2004-2005 eğitim öğretim yılında Türkiye Atletizm Kros 1200 m kızlarda hem ferdi hem de takım halinde şampiyonluğumuz, erkeklerde ise 1500 m Türkiye şampiyonluklarımız olduğu halde, bu güne kadar bir kapalı spor salonuna sahip olamadık. Ayrıca, okulumuza başarı getiren tüm öğrencilerimizle olduğu gibi, TÜBİTAK Matematik Olimpiyatı Türkiye ikincisi Barışcan Çimen adlı öğrencimizle de gurur duyuyoruz.

Tekrar size dönelim, ilk ders verdiğiniz sınıfınızı hatırlıyor musunuz? Neler yaşamıştınız ilk dersinizde?
İlk ders verdiğim sınıf, 1986 yılında sınıf öğretmeni olarak atandığım Nusaybin ilçesine bağlı Doğanlı köyü, 5 sınıfı birleştirilmiş bir ilkokul idi. Oldukça heyecanlıydım. Daha sonra heyecanımı yenerek sınıfa hakim olduğumu hatırlıyorum.

Eğer şansınız olsaydı hangi konularda hizmet içi eğitim almak isterdiniz?
Öğretmen olduğum için kendimi şanslı görüyorum. Çünkü işimi severek yapıyorum. İstediğim çoğu konuda hizmetiçi eğitimi aldığımı düşünüyorum.

BİLSA programlarını kullanıyor musunuz? Size ve okulunuz öğretmenlerine ne gibi kolaylıklar sağladığını düşünüyorsunuz?
Bilsa Programlarından oldukça memnunuz. Programların kısa süre içinde güncellenmesinin eğitim ve öğretim dünyasına büyük kolaylılar sağladığını düşünüyorum.

Internet’te takip ettiğiniz siteler, haber grupları, mesleki gruplar, dernekler yayınlar var mı? Varsa, olanları öğrenebilir miyiz?
Özellikle haber gruplarını takip ediyorum.

Mezun olduktan sonra, sizin gibi bölgelerde, özellikle yatılı bölge okullarında öğretmenlik yapacak olan öğretmen adaylarına neler tavsiye edersiniz?
Yatılı İlköğretim Bölge Okullarında öğretmenlik yapacak arkadaşlarıma, her şeyden önce öğretmenlik mesleğini sevmelerini, zorluklar karşısında yılmamalarını, insan-hayvan-ağaç sevgisini yaygınlaştırmalarını tavsiye ederim.

Eklemek istediğiniz konular var mı?
BİLSA’yı vücuda getirmeniz ve kısa zamanda yurt geneline yayarak insanları memnun etmeniz bizleri de sevindirdi ve gururlandırdı. Gurur ve sevincimizi paylaşır, başta YİBI’lara bilgisayar donanımları konusunda göstereceğiniz yardım ve rehberlik girişimleriniz şimdiden teşekkür eder, bizleri hatırlayarak sayfalarınıza konuk ettiğiniz içi en kalbi duygularımla BİLSA camiasına selamlar, saygı, sevgi ve hürmetlerimi sunarım.

Devamini oku

Lise

Yazar by | Posted in E Okul Lise | Posted on 23-11-2009

Artık lise öğrencileri de E-Okul dan kendi bilgilerine bakabilecekler.Devamsızlıkları,geç kalmaları,notları vs.. hepsini artık öğrenebileceksiniz.

Devamini oku

Çocuğu Kreşe gönderme yaşı kaç olmalıdır?

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 23-11-2009

Çocuğun kreşe başlama yaşının zorunlu haller dışında 3-3.5 olması gerektiği bildirildi.

Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Runa İdil Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukların kreşe gönderilme yaşının çok önemli olduğunu söyledi.

Kreş için uygun dönem belirlenirken çocuğun kişilik ve gelişimi ile ona bakan anne-baba ya da bakıcının kişilik yapılarının ve koşullarının da göz önüne alınması gerektiğini belirten Uslu, ”Çocukların normal koşullarda 3- 3.5 yaşında kreşe başlaması uygundur. Annenin çalışıyor olması ya da bakıcı sorunu gibi zorunlu hallerde bile 2.5 yaşına kadar evde bakım yapılması, 2.5 yaşından itibaren kreşe verilmesi uygun” dedi.


Uslu, çocuğun ”ilk 3 yaş içerisinde kendisine birinci derecede bakım veren kişiye yoğun olarak bağlandığı ve kuvvetli bir ilişki geliştirdiği için bu yaş aralığından önce kreşe verilmesinin uygun olmadığını” ifade etti.

-”6 AYDAN İTİBAREN AYRILMA KAYGISI GELİŞİYOR”-

Bakım verenle çocuğun arasındaki iletişim biçiminin önemine dikkat çekerek, olumlu bakım koşullarında yetiştirilen bebeklerin her zaman bağlanmayı geliştirdiklerini dile getiren Uslu, ”Bu bağlanma, beraberinde 6 aydan itibaren ayrılma kaygısını getiriyor. Sağlıklı bir çocuk, bu aydan itibaren bağlandığı kişiden ayrılmaya olan itirazını ifade edebiliyor” diye konuştu.

Ayrılma kaygısını, 8 aylık bebeğe bir yabancının yaklaşması halinde bebeğin anneye sarılması, yüzünü gizlemesi ya da suratını asması gibi davranış örnekleriyle anlatan Uslu, bu dönemde çocukların yabancılardan hoşlanmadığını, korktuğunu ancak bunların sağlıklı bağlanma işareti olduğunu söyledi.

Uslu, çocukların hissettikleri ayrılma kaygısının zaman içinde güçlendiğini, 1.5-2 yaşlarında en üst düzeye çıktığını, sonrasında ise yavaş yavaş becerilerinin gelişimi ile birlikte azaldığını ancak hiçbir zaman sıfırlanmadığını kaydetti. İyi gelişen bebeklerin, 2.5-3 yaşlarında bakım verenin kısa sürelerle gözünün önünden uzaklaşmasına tahammül edebilecek hale geldiğini anlatan Uslu, ”Bunun da koşulu vardır. Çocuğun annesinden bu şekilde uzaklaşabilmesi için, kreşte bağlanabileceği birisini bulması gerekir. Bu kişi de tercihan öğretmen olmalıdır. Bebek kreşte öğretmenine bağlanabildiği anda annesinden kısa süreli ayrılmaya tahammül edebilecektir, aksi taktirde bağlanacak birisi yoksa çok yoğun ayrılma kaygısı yaşar” diye konuştu.

-”KREŞİN TADI DAMAĞINDA KALMALI”-

Çocuğun, kreşte öğretmenine bağlanmasının da zaman alacağını vurgulayan Uslu, şunları kaydetti:

”İdeal olan, kreşe verirken, yumuşak geçişlerle aşamalı olarak ayrılık süreleri ayarlanmalı. Çocuğun kreşte vakit geçirdiği zaman dilimi yavaş yavaş artırılmalı. Başlangıçta, her gün düzenli olarak kreşe gitmeli ve anne de kreşte durmalı. Çocuk, ilk günlerde annenin yanından ayrılmayabilir, etrafı keşfetmeye çalışır ve dönüp dönüp anneye bakar ya da oynarken annenin yanına gelir ve tekrar oyuna döner. Bu şekilde adeta pilini şarj eder. Böylece yavaş yavaş ortama alışmaya başlar.

Çocuk, ilk günler 1 saat olacak şekilde anne ile birlikte oyun saatlerinde kreşe gitmeli. Kreşin tadı damağında kalmalı ki ertesi gün yine gitmek istesin. Kreş çıkışında çocuğa, beraber oynanacak bir oyun, birlikte parka gitme gibi ödüller verilmeli. Sonraki günlerde ise kreşte kalış süresini çocuğun tepkileri belirleyecektir. Ayrılma kaygısı sürüyorsa aşamalı alıştırma sürdürülerek faaliyet saatlerini de kapsamalı, üçüncü aşamada öğle yemeğine kadar kalınmalı, son aşamada ise uyku saati ve tam gün kreşte vakit geçirilmelidir. O süreçler içerisinde de anne, ilk günler orada otururken, daha sonra çocuğu ‘Şimdi gidiyorum, 2 saat sonra gelip seni alacağım’ diye bilgilendirerek ve mutlaka söz verilen saatte orada olunacak şekilde bir tutum sergilemeli. Kesinlikle, çocuktan gizlice kaçılmamalı ancak çocuğu bırakırken kararlı davranılmalı. Anne, ayrılıkla ilgili kendi kaygısını çocuğa yansıtmamalı.

Çocuklarda zaman kavramı gelişmediğinden dönüş saati ile bilgilendirme ”Uyandıktan sonra”, ”Oyun saatinden sonra” gibi faaliyetlerle anlatılmalı.”

-”BEYİN, EN YOĞUN OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE GELİŞİYOR”-

Uslu, kreşe alışma sürecinin çocuğun yapısına göre değiştiğini ancak tüm çocukların belli bir süreden sonra mutlaka birebir ilgilenen kişiden uzaklaşarak kreşe gitmesi gerektiğini söyledi.

Çocukların duygularının iyi gelişebilmesi için çevresel uyaranları yeterince alması gerektiğini anlatan Uslu, ”Bunlar karşılıklı iletişim, kitaplar, oyunlar, şekil ve sayı ile ilgili oyunlar, konuşma, dil kabiliyetidir. Bunlar da çevresel uyaranlarla daha hızlı gelişir” diye konuştu.

Uslu, çocuğun beyin gelişiminin en yoğun okul öncesi dönemde geliştiğine dikkati çekerek, bu nedenle bu süreçte verilecek uyaranların çok önemli olduğunu kaydetti. Çocuğunu kreşe gönderemeyecek durumda olan ailelere de uyarıda bulunan Uslu, ”Bu durumda da evde çocukla zihin gelişimini destekleyecek oyunlar oynanmalı, kitap okunmalı ve konuşarak iletişim kurulmalı” dedi.

Uslu, çocuğun, kardeşi dünyaya gelmeden kreşe başlatılması gerektiğine de dikkati çekerek, ”Çünkü, çocuk ‘kardeşim geldi, beni evden attılar’ gibi bir bağlantı kurabilir. Bu nedenle kardeş doğmadan bir süre önce çocuk kreşe başlatılmalıdır.” dedi.

Devamini oku

Sözleşmeli Öğretmenlerin Beklentileri

Yazar by | Posted in E OKUL | Posted on 23-11-2009

Yeni Bakan Nimet Çubukçu daha önce çeşitli sivil toplum örgütlerine yaptığı açıklamada “Artık sözleşmeli öğretmen alımı yapılmayacağını, eğer yetiştirebilirlerse Kasım ayındaki sözleşmeli alımını da kadroluya çevireceklerini” belirtmişti. Bakan Çubukçu’nun bu konuya dair açıklamasının üzerinden 3 ayı bir zaman geçmiş olup, sözleşmeli öğretmenler artık hazırlıkların tamamlanmasını istiyor.

Sayın Nimet Çubukçu, 2 Mayıs 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan onay ile Milli Eğitim Bakanlığına atanmıştır.

Bu atama sonrasında, ilk kez, Can Dündar’ın programında sözleşmeli öğretmenliğe ilişkin sorulara muhatap kalmıştı. 20 Mayıs 2009 tarihindeki bu söyleşide sayın Çubukçu’nun konuya tem olarak hakim olmadığı görülmekteydi. Aradan henüz 20 günlük bir süre geçtiği için bunu normal karşılmak gerekiyordu.

Ancak geçen zaman içinde Sayın Çubukçu’yu en çok meşgul eden konulardan birisi de bu oldu. Sayın Hüseyin Çelik’in de artık bunalarak kadro müjdesi verdiği bu uygulamada, sözü hayata geçirmek Sayın Çubukçu’ya kalmıştı.

24 Haziran’da ise Sayın Çubukçu ilk kez net bir tavırla artık sözleşmeli öğretmen alımı yapılmayacağını söyledi. 2 Temmuz’da ise sözleşmeli öğretmen ile kadrolu öğretmen arasındaki yapılanma farkının çalışma barışını bozduğunu belirterek net bir tavır çizdi ve “Ağustos’takini alacağız ama yetiştirebilirsek, Kasım’dakini almayacağız, kadroluya çevireceğiz. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi yönünde çalışmaları sürdürüyoruz. En kısa sürede bu konudaki hazırlığın Meclis’e sevk edileceğini umut ediyorum. Bundan sonra tutum olarak herhangi bir şekilde sözleşmeli öğretmen talebinde bulunmayacağız. Öğretmenlerimizi kadrolu olarak istihdam edeceğiz. İnşallah bu sorunu da bir daha konuşmayacağız.” şeklinde konuştu.

Tüm sözleşmeli öğretmenler adına şu tespiti yapmak istiyoruz: Sayın Çubukçu’nun sorunu tespit ettiği ve çözüm için çalışmaların başladığını belirtiğin tarihin üzerinden 3 ayı aşkın bir zaman geçmiştir. Bir kanun hazırlama süreci için bu süre oldukça uzundur. Eğer bir kanun hazırlığı var ise bunun tamamlanmış olması gerekmektedir. Hem Bakanlığın hem de sayın Çubukçu’nun yıpranmaması, iyiniyetli olduğuna inandığımız çabaların anlamlı olması için söz konusu sürece ilişkin somut bazı adımların atılması zamanı gelmiş ve geçmektedir.

Özetle, binlerce sözleşmeli öğretmenin tedirgin bekleyişi halen devam etmektedir. Soruna çözüm bulunması ihtiyacı halen devam etmektedir.

Devamini oku

2010 Yılında yapılacak sınavların takvimi açıklandı

Yazar by | Posted in Kategorilenmemiş | Posted on 23-11-2009

YÖK Genel Kurulu, gelecek yıldan itibaren iki aşamalı olarak gerçekleştirilecek üniversiteye giriş sınavlarının ikinci aşamasının Haziran 2010′da iki hafta sonuna yayılarak yapılmasını kararlaştırdı.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında gerçekleştirilen YÖK Genel Kurulu toplantısında, gelecek yıl üniversite sınavlarının hangi tarihlerde yapılacağı konusu ele alındı.

Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, üniversiteye giriş sınavlarının birinci aşaması olan Yükseköğretim Geçiş Sınavı’nın (YGS) 11 Nisan 2010′da, ikinci aşaması olan Lisans Yerleştirme Sınavlarının (LYS) ise iki hafta sonuna yayılarak 19-20 Haziran ile 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde yapılmasının kararlaştırdırıldığı belirtildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Bilindiği gibi YÖK’ün üniversiteye giriş sistemine yönelik çalışmaları ve karar alma süreci çeşitli aşamalar içermekte ve teknik araştırma çalışma ve görüş alış verişine dayanmaktadır. Bir yılı aşkın bu süreçte konuyla ilgili tüm teknik kuruluşların görüşü istenmiştir. Sisteme ilişkin ana hatlar YÖK Genel Kurulu’nda kabul edildikten sonra bu sefer üniversitelere puan türleri ile ilgili tekrar görüş sorulmuş ve bu görüşler bir komisyon marifeti ile değerlendirilmiş ve ÖSYM’nin uzmanlığına dayalı tecrübesi ile yaptığı önerilerin katkısıyla yürütülerek sonuçlandırılmıştır.

Bugünkü alınan kararda da aynı yaklaşım takip edilmiş, konunun doğrudan ilgili tarafı olan öğrencilerin eğilimleri ve görüşleri dikkate alınarak 113 bini aşkın öğrencinin görüş bildirdiği MEB tarafından yapılan anket sonuçları göz önünde bulundurulmuştur.”

YÖK ÜYESİ PROF. DR. SARAÇ: 19 HAZİRAN’DA MATEMATİK-GEOMETRİ, ÖĞLEDEN SONRA YABANCI DİL, 20 HAZİRAN’DA SOSYAL BİLİMLER,26 HAZİRAN’DA EDEBİYAT-COĞRAFYA VE 27 HAZİRAN’DAİSE FEN BİLİMLERİ SINAVLARI YAPILACAK

YÖK Üyesi Prof. Dr. Yekta Saraç, Lisans Yerleştirme Sınavlarının uygulanacağı 19 Haziran’da Matematik-Geometri, öğleden sonra Yabancı Dil, 20 Haziran’da Sosyal Bilimler; 26 Haziran’da Edebiyat-Coğrafya ve 27 Haziran’da ise Fen Bilimleri sınavlarının yapılacağını bildirdi.

Prof. Dr. Saraç, YÖK Genel Kurulu’nun aldığı yeni üniversiteye giriş sınav tarihleriyle ilgili gazetecilere YÖK’te açıklama yaptı.

LYS’nin iki hafta sonuna yayılacağını hatırlatan Saraç, 19 Haziran Cumartesi günü Matematik-Geometri, aynı gün öğleden sonra Yabancı Dil, 20 Haziran Pazar günü Sosyal Bilimler; 26 Haziran Cumartesi günü Edebiyat-Coğrafya, 27 Haziran Pazar günü Fen Bilimleri sınavlarının yapılacağını bildirdi.

Bu tarihlerin değişmeyeceğini söyleyen Saraç, ancak bunun bağlayıcı bir karar olmadığını vurguladı. Saraç, ”Genelde, asıl kitlenin iki sınava gireceğini düşünürseniz, bu iki sınavın arasının açılması yönünde görüş birliğine varıldı” diye konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın konuya ilişkin öğrencilere uyguladığı ankette yüzde 75 oranında öğrencinin sınavın iki haftaya yayılmasını tercih ettiğini belirten Saraç, ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan’ın da bu tercihin uygulanmasının yerinde olacağını belirttiğini söyledi.

Sınavın öğrencilerin şehir merkezine gelmeleri düşünülerek saat 10.00′a çekileceğini belirten Saraç, şöyle devam etti:

”Bu kararın alınmasında en önemli etken öğrencilerin tabiki eğilimi, ama bu sınavın bir stres kaynağı olmasından çıkartılması düşüncesidir. Bu, çünkü daha önceki sisteme yöneltilen en büyük eleştiriydi. Bu eleştiri dikkate alındı, bu sistem kurgulanırken öğrencinin belli bir zaman içerisindeki, tek bir sınav içerisindeki olumsuz, kendisinden kaynaklanan sıkıntıları olabileceği düşüncesi ya da gelme, gitme hususundaki sıkıntıları düşüncesi… Bunun iki haftaya yayılması ve stresin dağıtılması hususu da dikkate alındı.”

Birinci aşama sınavının tek sınav olduğunu hatırlatan Saraç, ”Öğrencinin asıl gövdesinin gireceği, puan türü oluşturması için gireceği iki sınavın arası, birer haftayla açılıyor. Bu prensip. Büyük, öğrencinin asıl gövdesi bu şekilde olacak. Fiziki ve kanuni bir engel yok. ‘Dördüne de gireceğim. Ben hem tıp, hem edebiyat fakültesini tutturacağım ve aynı zamanda da yabancı dile de gireceğim’ derse hepsine girsin, onda bir sıkıntı, engel yok. Ama daha önceki tecrübeye bakıldığında bunların, asıl gövdenin iki sınava gireceği” diye konuştu.

-SINAV MALİYETLERİ-

Bir gazetecinin, ”Sınavların dört aşama olması sınav maliyetini yükseltecek mi?” sorusuna Saraç, ”O konuda ÖSYM Başkanı bir bilgi verdi. Sınav maliyetini sanıldığı gibi ikiye katlayan bir netice doğurmuyor. Daha az. Bu rakamlar üzerinde görüşüldü. Öğrenciden gelen yeniden öğretim üyesine dönüyorsa bunda bir sıkıntı yok. Öğrencinin sınav ücreti daha kesinleşmiş değil, gireceği sınav artacak ama ciddi rakamlar değil, herkesin kaldırabileceği, çok düşük rakamlar bunlar. Ne devletin bütçesini ne de öğrencinin bütçesini zorlayacak. Sanıldığı gibi maliyetleri de sınav adedine göre katlayacak bir şekilde artmıyor” dedi.

Saraç, sınav saatleri ile ilgili bir soru üzerine bütün sınavların saat 10.00′da başlayacağını belirterek, saat belirlemede ve sınavların iki haftaya yayılmasında, YÖK’ün, öğrencinin stresini asgari düzeyde tutmasını gözettiğini söyledi.

Teknik açıklamanın daha sonra yapılacağını belirten Saraç, teferruatla ilgili hususta ÖSYM Başkanı Yarımağan’ın bilgilendirme yapacağını kaydetti.

Saraç, başvuru tarihlerinin de henüz belli olmadığını, bunun kararının daha sonra alınacağını söyledi. Saraç, ”Niye acil toplandık? Bu acil bir toplantı, çünkü bunun bir şekilde hizmet alımıyla ihale edilmesi söz konusu. Sürecin de sonucuna ulaşıldı. Bundan dolayı bugün bunun neticelendirmesi lazımdı” diye konuştu.

AA

Devamini oku

Merhaba dünya!

Yazar by | Posted in Kategorilenmemiş | Posted on 23-11-2009

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra blog dünyasına adım atın!

Devamini oku